“Eleman Aranıyor” Diyoruz Ama Aslında Aradığımız “İnsan” Değil mi?

Dr. Turhan KARAKAYA

Doğuş Üniversitesi Dr.Öğr.Üyesi

HVAC sektöründe iş ilanlarına şöyle bir göz attığınızda sık karşılaştığınız bir ifade vardır: “Eleman aranıyor.” Basit, kısa, bildik bir cümle. Fakat bu üç kelime, yalnızca bir pozisyonu değil; aynı zamanda bir bakış açısını da ele verir. Ne yazık ki, çağrılan kişiye değil, doldurulacak boşluğa odaklanan bir zihniyetin yansımasıdır bu.

Eleman kelimesi teknik bir terimdir. Mekanik sistemlerde, mühendislik çizimlerinde, yapısal analizlerde karşımıza çıkar: taşıyıcı eleman, ısıtma elemanı, bağlantı elemanı… Ama bir iş ilanında bu kelimeyi insana yönelttiğinizde sorun başlar. Çünkü insan bir bileşen değildir. Bir sistem parçası, yer tutucu ya da görev birimi değildir. İnsan; düşünen, sorumluluk alan, gelişen, öneren ve hisseden bir varlıktır. Özellikle bizim sektörümüzde, montajcısından servis teknisyenine, satış mühendisinden proje sorumlusuna kadar herkes sistemin sadece işlevsel değil duygusal ve sosyal omurgasını da taşır.

İşin psikolojik yönüne baktığımızda, kişinin çalışma hayatında kurduğu bağın temelinde değer görmek yatar. Psikoloji literatüründe bu durum “psikolojik bağlılık” olarak tanımlanır ve kişinin bir kuruma gönüllü olarak katkı sunma isteğini belirler. Eğer birey kendisine yalnızca bir görevle yaklaşıldığını, kişiliğinin, emeğinin ve fikrinin dikkate alınmadığını hissederse; zamanla işiyle bağını koparır. İlan aşamasında kullanılan soğuk, mesafeli, nesneleştirici bir dil bu kopuşun ilk adımıdır. “Eleman” olarak çağrılan kişi, kendini değerli değil, geçici hisseder. Ve geçici hisseden kişi, uzun süreli katkı sunmaz.

Sosyolojik olarak da mesele benzerdir. Kişiler, kendilerine yöneltilen sıfatlarla özdeşleşirler. “Eleman” etiketi, bireyin işlevine odaklanır; kişiliğine değil. Ne adı anılır, ne geçmişi, ne potansiyeli… Böyle bir tanımlamayla işe başlayan bir çalışanın, şirkete duygusal yatırım yapmasını beklemek gerçekçi değildir. İşine sadece zamanını verir, ruhunu değil. Oysa ekip ruhu, güven ilişkisi, kurumsal sadakat gibi soyut kavramlar; iş yerinin başarısını somut şekilde etkiler.

İş bilimi bize şunu söyler: Bağlı çalışan, daha üretken, daha az devamsızlık yapan, daha yüksek sadakat gösteren çalışandır. Gallup’un küresel araştırmalarına göre, çalışanların kendini değerli hissettiği ortamlarda verimlilik yüzde yirmi bir oranında artıyor, sirkülasyon ise yarı yarıya azalıyor. Yani sadece doğru kişiyi bulmak değil, o kişiyi nasıl çağırdığınız da belirleyici.

HVAC gibi teknik ve insan odaklı bir sektörde bu durum daha da kritik hale geliyor. Sahada çalışan bir teknisyene, “sen bizim için sadece montaj yapan biri değil, çözümün parçasısın” mesajı verilmezse, o teknisyen sizinle uzun vadeli ilişki kurmaz. Her gün gelişen teknolojiler, yeni nesil cihazlar, yüksek müşteri beklentileri arasında asıl farkı yaratacak olan unsur, işin merkezine insanı koymaktır. Ve bu merkezileştirme, iş ilanıyla başlar.

Bu nedenle artık ilan dilimizi yeniden gözden geçirme zamanı gelmiştir. “Eleman aranıyor” gibi sıradan ve mekanik ifadeler yerine; “ekibimize katılacak takım arkadaşları arıyoruz”, “soğutma sektöründe bizimle birlikte büyümek isteyen saha uzmanları bekliyoruz” gibi daha insana dokunan, saygı içeren ve ilişki kuran ifadeler tercih edilmelidir. Bu yalnızca bir üslup farkı değildir. Bu, kime hitap ettiğinizi ve o kişiyle nasıl bir ilişki kurmak istediğinizi belirleyen stratejik bir seçimdir.

Kimi nasıl çağırırsanız, öyle gelir. Ve nasıl gelirse, öyle çalışır.
İnsanları yedek parça gibi değil, yol arkadaşı gibi görmek istiyorsak; işe onları nasıl çağırdığımızdan başlamalıyız.
Çünkü unutmayalım: Eleman bulunur. Ama insan, ancak kazanılır.

Please follow and like us:
FACEBOOK
TWITTER
LINKEDIN
INSTAGRAM