Vaillant Group Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan, ısı pompası teknolojilerinin hızla geliştiği günümüzde, Vaillant’ın sürdürülebilirlik vizyonunu, yeni nesil ürünlerini ve Türkiye pazarına yönelik stratejilerini kapsamlı bir şekilde değerlendiriyor. Ufuk Atan, çevre dostu R290 soğutucu akışkanlı yeni nesil ısı pompalarından akıllı kontrol sistemlerine, tüketici farkındalığından enerji dönüşümüne kadar birçok kritik konuda değerli bilgiler aktarıyor. Ayrıca Vaillant’ın küresel deneyimi, Ar-Ge gücü ve Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecindeki rolüne ilişkin değerlendirmeleriyle, ısı pompası teknolojilerinin geleceğine dair önemli öngörülerini paylaşıyor.
“Net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada kilit öneme sahip olan ısı pompalarının, artan tüketici bilinci ve yasal regülasyonlarla birlikte Türkiye’de önümüzdeki dönemde çok daha büyük bir pazar hacmine ulaşacağını öngörüyoruz.”
Firmanızı kısaca tanıyabilir miyiz? Türkiye yapılanmanız, organizasyon yapınız ve faaliyet alanlarınız hakkında bilgi verir misiniz?
Şofben ve kombinin mucidi Vaillant olarak, 150 yılı aşkın köklü tecrübemizle sadece iklimlendirme sektörüne odaklanıyor ve bu alana yatırım yapmaya devam ediyoruz. İlklerin markası olarak öncü kimliğimizle sektörde kombi başta olmak üzere; ısı pompaları, kaskad kazan sistemleri, klima, şofben, panel radyatör, VRF sistemleri ve oda termostatı gibi çok geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet sunuyoruz.
Türkiye’deki ticari faaliyetlerimize Kasım 1992 yılında %100 yabancı sermayeli bir iştirak olarak başladık ve yaptığımız önemli yatırımlarla 34. yılımızı doldurduk. Geniş yetkili satıcı ağımız ve uzman yetkili servis yapılanmamızla Türkiye genelinde tüketicilerimize en yüksek müşteri memnuniyetini sunarken, sektörümüzün gelişiminde de önemli bir rol üstleniyoruz. Ayrıca Bilecik Bozüyük’teki üretim tesislerimiz; kombi, şofben, termosifon ve duvar tipi kazan gibi ürün gruplarında Vaillant Group’un küresel ölçekteki en önemli üretim üslerinden biri konumunda bulunuyor.
Isı pompası sistemleri portföyünüzden bahseder misiniz? Hangi segmentlere (konut, ticari, endüstriyel vb.) yönelik çözümler sunuyorsunuz?
Vaillant olarak, geniş ürün portföyümüzle iklimlendirme sektöründe konut, ticari ve endüstriyel segmentlerin ihtiyaçlarına yönelik bütüncül çözümler geliştiriyoruz. Isı pompası kategorisinde ise özellikle çevresel sürdürülebilirlik ve yüksek verimlilik anlamında öne çıkan aroTHERM plus A+++ modelimizin yanı sıra, en yeni teknolojimiz olan monoblok ısı pompamız aroTHERM pro’yu dünya lansmanı ile eş zamanlı olarak Türkiye pazarına sunduk.

Isı pompası sistemlerimiz geleneksel olarak doğal gaz altyapısının henüz ulaşmadığı bölgelerde, yazlık alanlarda ve müstakil villa projelerinde yoğun şekilde tercih ediliyor. Ancak portföyümüze yeni katılan ve “Isı Pompasında Yeni Seviye” olarak tanımladığımız aroTHERM pro gibi yüksek tesisat suyu sıcaklıklarına çıkabilen yeni nesil teknolojilerimiz sayesinde artık mevcut binalarda ve radyatörlü sistemlerde de modernizasyon imkânı tanıyoruz. Böylece konutlardan ticari alanlara kadar her segmentten kullanıcımızın karbon ayak izini minimuma indirerek temiz enerjiye geçmesini mümkün kılıyoruz.
Ürünlerinizde öne çıkan teknolojik özellikler nelerdir? Enerji verimliliği, çevre dostu çözümler ve akıllı kontrol sistemleri açısından hangi avantajları sağlıyorsunuz?
Vaillant olarak, ısı pompası çözümlerimizde yüksek mühendislik vizyonumuzu, enerji verimliliği ve çevre dostu yaklaşımımızla birleştirerek sektöre değer katan yeni standartlar getiriyoruz. Portföyümüzün en güçlü örneklerinden biri olan yeni ürünümüz aroTHERM pro, bu vizyonun getirdiği teknolojik avantajları net bir şekilde ortaya koyuyor. Çevre dostu yaklaşımımızın bir parçası olarak bu üründe kullandığımız propan bazlı R290 doğal soğutucu gaz, geleneksel florlu gazlara kıyasla yaklaşık 700 kat daha çevreci bir yapıya sahip. Yok denecek kadar düşük olan 0,02’lik Küresel Isınma Potansiyeli (GWP) sayesinde karbon salımının azaltılmasına somut ve sürdürülebilir bir katkı sağlıyoruz.
Bu çevreci yaklaşımı, modernizasyon projelerinde hayatı kolaylaştıran yüksek bir performansla birleştiriyoruz. aroTHERM pro, 70 °C tesisat çıkış suyu sıcaklığı sunabilme kabiliyetiyle, evlerdeki mevcut radyatör sistemlerine dokunmadan ve tesisatı değiştirmeye gerek kalmadan fosil yakıtlardan yüksek verimli temiz enerjiye geçiş imkanı tanıyor. Üstelik bu performansı sergilerken, 5 metre mesafede sadece 27 dB(A) ses basıncı yaratarak adeta bir kütüphane sessizliğinde, ultra sessiz çalışıyor. Sektörde fark yaratan yeni Esnek Alan Fonksiyonu (FSF) teknolojimiz ise dış ünite çevresindeki güvenlik koruma alanlarını ciddi oranda azaltarak cihazın neredeyse her yere kolayca monte edilmesini sağlıyor. -25°C dondurucu soğuklardan +46°C gibi ekstrem sıcaklıklara kadar kesintisiz performans sunan bu yapı, akıllı kontrol sistemlerimizle de kusursuz bir uyum içinde çalışıyor.
Sistemimizin kalbini oluşturan myVaillant Smart mobil uygulaması, ev sıcaklığını dış hava koşullarına göre otomatik ayarlayarak enerji verimliliğini en üst seviyeye çıkarıyor. Teknolojinin konfora dönüştüğü bu ekosistemde, “Akıllı Servis Sözleşmesi” kapsamında olası arızaları kullanıcılarımız henüz fark etmeden uzaktan tespit edebiliyoruz. Böyle bir durumda 60 dakika içinde kullanıcıya bilgilendirme yapıyor, gerekirse 24 saat içinde yetkili servisimizi yönlendirerek proaktif bir hizmet sunuyoruz.
Türkiye’de ısı pompası pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Son yıllardaki büyüme, talep dinamikleri ve sektördeki kırılma noktaları hakkında görüşleriniz nelerdir?
Isı pompaları global ölçekte, özellikle de Avrupa pazarında son 5 yılda dört kat büyüyerek çok ciddi bir ivme yakaladı. Ülkemizde ise pazar hacmi verilerine göre talebin yıllık 50 bin adet seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı regülasyonları ve T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın stratejik planları çerçevesinde ısı pompaları, binaların yeşil dönüşümünde tam anlamıyla kilit bir teknoloji olarak konumlanıyor.
Sektördeki en önemli kırılma noktalarından biri ise tüketici algısı ve teknolojik bariyerlerin aşılmasıdır. Geçmişte ısı pompalarının yalnızca kışın ılıman geçtiği Ege ve Akdeniz gibi kıyı şeritlerinde ya da sadece yerden ısıtma sistemine sahip yeni projelerde kullanılabileceğine dair yaygın bir kanaat vardı. Ancak, lansmanını yeni gerçekleştirdiğimiz aroTHERM pro gibi 70 derece tesisat suyu sıcaklığına ulaşabilen yüksek teknolojili ürünler bu algıyı tamamen değiştiriyor. Artık soğuk iklim bölgelerinde ve geleneksel radyatör sistemine sahip mevcut binalarda da bu çevreci teknolojiye zahmetsizce geçilebilmesi, pazardaki talep dinamiklerini yukarı yönlü değiştiren en büyük kırılma noktası.
Isı pompası sistemlerinin Türkiye’de yaygınlaşmasının önündeki en büyük engeller sizce nelerdir? Bu engellerin aşılması için neler yapılmalı?
Türkiye’de ısı pompalarının yaygınlaşmasının önündeki temel engellerin başında ilk yatırım maliyetleri ve kullanıcı farkındalığının henüz istenen seviyede olmaması geliyor. Isı pompaları; içerdikleri gelişmiş özel kompresörler, evaporatörler ve akıllı otomasyon sistemleri nedeniyle geleneksel kombilere kıyasla 3 ila 5 kat daha yüksek bir ilk yatırım maliyetine sahip. Diğer bir engel ise bu sistemlerin yalnızca yerden ısıtmalı ya da yeni binalarda çalışabileceğine dair eksik tüketici bilgisi.
Bu engellerin aşılması adına kamu nezdinde önemli adımlar atılıyor. Nitekim Enerji Bakanlığı’nın stratejik planlarında ve 12. Kalkınma Planı’nda ısı pompalarının desteklenmesi, konut ve tarım sektörlerinde kullanımı artırmak adına teşviklerin planlanması kritik bir öneme sahip. Biz de Vaillant olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyor; hem aroTHERM pro gibi esnek ve üstün teknolojiler sunuyor hem de kullanıcı farkındalığını artırmak adına büyük çaba sarf ediyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirdiğimiz “Isı Pompası TV” YouTube kanalımız ve “Veli Usta İki Dakikada Anlatıyor” içerik serimizle tüketicilerin merak ettiği tüm soruları teknik terimlerden uzak, anlaşılır bir dille yanıtlayarak pazarın dönüşümüne katkı sağlıyoruz.
Hedef müşteri kitleniz ve odaklandığınız pazar segmentleri nelerdir? Daha çok hangi projelerde veya uygulamalarda yer alıyorsunuz?
Isı pompası çözümlerimizde hedef müşteri kitlemiz çok çeşitli. Örneğin, doğal gaz altyapısının henüz ulaşmadığı bölgelerde yaşayan, hem kışın yüksek verimli ısıtma hem de yazın soğutma konforunu tek bir cihazla elde etmek isteyen müstakil villa, yazlık ve konut projeleri hedef kitlemizden biri. Bölgesel bazda değerlendirdiğimizde bu tip taleplerin ağırlıklı olarak Ege ve Akdeniz kıyı şeritleri ile Marmara Bölgesi’nde yoğunlaştığını görüyoruz.
Yine, doğal gazın olmadığı; kömür vb. gibi katı yakıtlı çözümlerin zorlukları ile uğraşmak istemeyen ve bu yakıtlarla karşılaştırıldığı zaman ısı pompalarının daha ekonomik olduğu farkındalığında olan köy / kasaba evleri de önemli bir pazar talebi oluşturuyor.
Bir başka stratejik odak noktamız da binaların yeşil dönüşümü ve modernizasyon projeleridir. Dolayısıyla hem sıfırdan inşa edilen prestijli konut projelerinde hem de mevcut binaların sürdürülebilir dönüşüm uygulamalarında aktif olarak önemli rol üstleniyoruz.
Türkiye dışında hangi pazarlarda aktifsiniz? İhracat faaliyetleriniz ve global büyüme stratejiniz hakkında bilgi verir misiniz?
Vaillant Group, 150 yılı aşkın geçmişiyle küresel standartları belirleyen global bir yapı. Şirket olarak dünya genelindeki büyüme stratejimizin merkezinde sürdürülebilirlik, verimlilik ve yenilenebilir enerji teknolojileri yer alıyor. Özellikle ısı pompası kategorisinde artan talebi karşılamak adına Avrupa’daki üretim tesislerimize yatırımlar yapmaya devam ediyoruz. Türkiye yapılanmamız ise bu küresel ekosistemin en güçlü halkalarından biri.
Bilecik Bozüyük’teki tesislerimiz; kombi modelleri, şofben, termosifon ve duvar tipi kaskad sistemler gibi birçok ürün grubunda Vaillant Group’un dünya genelindeki en önemli üretim üslerinden biri konumunda. Küresel üretim ağımızın gücüyle hareket ederken, Türkiye’deki ısı pompası pazar hacminin gelişimine paralel olarak gelecekte yerli üretim ekosisteminin de bu yöne evrilmesini sektörün doğal bir süreci olarak görüyor, her aşamada bu gelişime değer katmayı hedefliyoruz.
Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz?
Vaillant’ın inovasyon yaklaşımı, pazardaki talepleri sadece takip etmekten ziyade geleceğin trendlerini bugünden belirlemeyi temel alır. Vaillant Group bünyesinde, dünya genelinde faaliyet gösteren 8 büyük Ar-Ge merkezimiz bulunuyor ve buralarda her yıl yaklaşık 50 yeni patent geliştiriyoruz. Bu çalışmalar sadece teknolojik bileşenlerin iyileştirilmesini değil; ürünlerin çevresel sürdürülebilirliğini, yüksek enerji verimliliğini, geri dönüştürülebilirliğini ve kullanıcı dostu tasarımlarını da kapsıyor. Avrupa’daki bu devasa Ar-Ge merkezlerimizde geliştirilen ısı pompalarımız, 300’den fazla zorlu kalite testinden geçerek pazara sunuluyor. Ayrıca inovasyon kabiliyetimizi daha da ileri taşımak adına yapay zeka destekli veri analizi ve tahminleme teknolojilerini de Ar-Ge süreçlerimize entegre etmeye yönelik stratejik yatırımlar planlıyoruz.

Yeni nesil ısı pompası teknolojileri konusunda hangi alanlara odaklanıyorsunuz?
Yeni nesil ısı pompası teknolojilerinde Ar-Ge odak noktalarımızı tamamen sürdürülebilirlik, yüksek konfor ve dijital entegrasyon üzerine kurguluyoruz. Bu kapsamda küresel ısınma potansiyeli minimum olan propan bazlı R290 gibi tamamen doğal soğutucu gaz teknolojilerini yaygınlaştırarak karbon ayak izini en düşük seviyeye indirmeyi hedefliyoruz.
Isı pompalarının sadece yeni binalara değil, mevcut konut stoğuna da hitap edebilmesi için 70-75 °C gibi yüksek çıkış suyu sıcaklıklarına ulaşabilen sistem AR-GE’sine odaklanarak tesisat dönüşüm maliyetlerini ortadan kaldırıyoruz. Cihazlarımızı akustik mühendisliği prensipleriyle sınıfının en sessizleri olarak tasarlarken, yeni Esnek Alan Fonksiyonu (FSF) gibi yenilikler sayesinde dış ünite çevresindeki güvenlik koruma alanlarını ciddi oranda azaltarak dar alanlarda esnek montaj imkanı sağlıyoruz.
Son olarak, cihazlarımızı ev otomasyon ekosistemlerine entegre ederek myVaillant Smart gibi akıllı kontrol sistemleri ve uzaktan izleme mekanizmalarıyla hizmet kalitemizi sürekli yukarı taşıyoruz.
Satış sonrası hizmetler, eğitim ve teknik destek süreçleriniz nasıl yapılandırılmış durumda? İş ortaklarınız ve son kullanıcılar için ne tür hizmetler sunuyorsunuz?
Vaillant‘ta satış sonrası hizmetler, sadece bir teknik destek süreci değil, ürünün satışı ile başlayan ve uzun yıllar devam eden bütüncül bir müşteri deneyimi yolculuğu olma özelliği taşıyor. Türkiye genelindeki yaygın ve son derece yetkin yetkili servis ağımızla cihazlarımızın uzun ömürlü ve yüksek performanslı çalışmasını güvence altına alıyoruz.
Bu süreçte son kullanıcılarımıza myVaillant Smart akıllı kontrol sistemimiz sayesinde proaktif “Akıllı Servis” desteği sunuyoruz. Cihazda meydana gelebilecek olası bir aksaklık henüz kullanıcı tarafından fark edilmeden sistemimiz tarafından uzaktan tespit edilerek kullanıcıya 60 dakika içerisinde bilgi veriliyor ve gerekirse 24 saat içinde yetkili servisimiz adrese yönlendiriliyor. İş ortaklarımızın ve teknisyenlerimizin yetkinliklerini artırmak adına ise bulut tabanlı Vaillant Akademi platformumuz üzerinden online teknik eğitimler gerçekleştiriyoruz. Eğitim ve teknik destek departmanımız tarafından düzenlenen bu programlarla iş ortaklarımızın satış, pazarlama ve müşteri ilişkileri yönetimi alanlarındaki bilgi birikimlerini artırarak müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutuyoruz.
2026 ve sonrası için ısı pompası sektörüne yönelik hedefleriniz nelerdir?
Bizim için 2025 yılı, dijital iş süreçlerimizi devreye aldığımız, sürdürülebilir büyüme odağıyla tüketicilerimize değer kattığımız son derece başarılı bir dönem oldu. 2026 yılı ve sonrasında ise bu güçlü ivmeyi, lansmanını yeni gerçekleştirdiğimiz yenilikçi monoblok ısı pompamız aroTHERM pro ile bir üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Gelecek vizyonumuz doğrultusunda, ısı pompası kategorisindeki iddiamızı pekiştirerek bu alandaki pazar hacmimizi kararlılıkla genişletmeye devam edeceğiz.
Kurumsal olarak yürüttüğümüz SEEDS projemiz kapsamındaki net sıfır emisyon hedeflerimizle uyumlu olarak, Türkiye’nin enerji dönüşüm sürecine en yüksek çevresel faydayı sağlamayı amaçlıyoruz. 2026 ve sonrasındaki temel odağımız; hem yeni projelerde hem de mevcut konutların modernizasyonunda kullanıcı farkındalığını artırmak ve her evin iklimlendirme ihtiyacını en tasarruflu, en çevreci şekilde karşılamaktır. Sektördeki güçlü duruşumuzu sürdürürken, bu yüksek konforu ve sürdürülebilirliği tüketicilerimize ulaştırmaya devam edeceğiz.
Türkiye ısı pompası pazarının geleceğine dair öngörüleriniz ve firmanızın bu pazardaki konumlanması hakkında neler söylersiniz?
İklimlendirme sektörü bugün küresel iklim değişikliği, Yeşil Mutabakat ve artan enerji maliyetlerinin etkisiyle tarihi bir dönüşüm yaşıyor. Net sıfır emisyon hedeflerine ulaşmada kilit öneme sahip olan ısı pompalarının, artan tüketici bilinci ve yasal regülasyonlarla birlikte Türkiye’de önümüzdeki dönemde çok daha büyük bir pazar hacmine ulaşacağını öngörüyoruz. Vaillant olarak biz bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyoruz. Amacımız, 150 yılı aşkın köklü tecrübemiz ile geliştirdiğimiz ürünlerimizle geleceğin standartlarını bugünden tanımlamaktır. Hem verimli ısı pompalarımız, hem yüksek verimli yoğuşmalı kombilerimiz hem de hibrit çözümlerimizle ülkemizin enerji dönüşümüne katkıda bulunmayı sürdüreceğiz. Gezegenimizin geleceğini korurken tüketicilerimize en tasarruflu teknolojileri ulaştırmaya kararlıyız.
