DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut

1993 yılında doğal gazın Türkiye’de yaygınlaşmaya başladığı dönemde kurulan DOSİDER, bugün enerji verimliliği, ısı pompaları, elektrifikasyon, hibrit sistemler ve düşük karbonlu bina teknolojileri gibi yeni nesil çözümleri de gündemine alarak çalışma alanını genişletiyor. DOSİDER Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Erkut, Türkiye ısıtma sektörünün mevcut durumunu, değişen tüketici tercihlerini ve önümüzdeki 5–10 yılda sektörü bekleyen dönüşümü değerlendirdi. Erkut, özellikle ısı pompalarının sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde gelişmesi için doğru ürün seçimi, projelendirme, uygulama ve teknik eğitim konularının önemine dikkat çekiyor. İSKİD-DOSİDER Isı Pompası Komisyonu’nun çalışmalarından sektörel iş birliklerine, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Türk üreticilerine etkisinden 2030 vizyonuna kadar pek çok başlığın ele alındığı röportajda Erkut, geleceğin ısıtma sistemlerinde farklı teknolojilerin birbirini tamamlayacağı bir yapının öne çıkacağını belirtiyor. 

“Bugün sektörümüz yeni bir dönüşüm dönemine giriyor. Hedefimiz, geçmişte olduğu gibi bu yeni dönemde de sektörün sağlıklı, güvenli, verimli ve sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayan öncü kuruluşlardan biri olmaya devam etmek.”

DOSİDER’in kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği dönüşümden bahsedebilir misiniz? 1993 yılında doğal gaz ve ısıtma cihazları sektörünün ihtiyaçlarına cevap vermek amacıyla kurulan DOSİDER’in bugün üstlendiği rolü nasıl tanımlıyorsunuz?

DOSİDER , 1993 yılında doğal gazın Türkiye’de yaygınlaşmaya başladığı ve ısıtma sektörünün önemli bir dönüşüm sürecine girdiği dönemde kuruldu. Kuruluşumuzun ilk yıllarında temel önceliklerimiz; doğal gazlı ısıtma cihazlarının ülkemizde güvenli ve doğru şekilde kullanımının yaygınlaştırılması, sektörün teknik altyapısının geliştirilmesi, standartların oluşturulmasına katkı sağlanması ve tüketicilerin bilinçlendirilmesiydi.

Bugün ise çok daha geniş bir perspektiften hareket ediyoruz. Isıtma sektörü artık yalnızca doğal gazlı cihazlardan oluşan bir yapı değil; enerji verimliliği, elektrifikasyon, ısı pompaları, hibrit sistemler, yenilenebilir enerji entegrasyonu, dijitalleşme ve düşük karbonlu bina teknolojileri sektörümüzün önemli gündem başlıkları arasında. DOSİDER de bu dönüşüme paralel olarak çalışma alanlarını genişletiyor. Bir taraftan doğal gazın güvenli ve verimli kullanımına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken diğer taraftan sektörün düşük karbonlu geleceğe hazırlanmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Bu anlamda DOSİDER‘i bugün yalnızca üyelerini temsil eden bir sektör derneği olarak değil; kamu, sanayi, tüketici ve diğer sektörel paydaşlar arasında bilgi ve iş birliği sağlayan önemli bir platform olarak görüyoruz.

DOSİDER bugün Türkiye ısıtma sektörünün önemli yerli ve yabancı üreticilerini bünyesinde bulunduruyor. Derneğin mevcut üye profilini ve üyelerin sektör içindeki ağırlığını nasıl değerlendiriyorsunuz? Önümüzdeki dönemde üye yapısının genişletilmesine yönelik çalışmalarınız olacak mı?

DOSİDER bugün 27 üye firmasıyla Türkiye ısıtma sektörünün önemli yerli ve uluslararası oyuncularını aynı çatı altında buluşturuyor. Özellikle doğal gaz yakıtlı bireysel ısıtma cihazlarında üyelerimizin Türkiye pazarındaki temsil oranı yüzde 95’in üzerindedir. Dolayısıyla sektörün üretim, satış, teknoloji, Ar-Ge ve ihracat kapasitesinin önemli bir bölümünü temsil ediyoruz.

Bununla birlikte sektörün sınırları hızla genişliyor. Isı pompaları, elektrikli ısıtma sistemleri, hibrit çözümler, kontrol teknolojileri ve yenilenebilir enerjiyle entegre sistemler giderek daha fazla önem kazanıyor. DOSİDER olarak üye yapımızın da sektörün bu dönüşümünü yansıtmasını önemsiyoruz.

Önümüzdeki dönemde temel yaklaşımımız yalnızca üye sayısını artırmak değil; derneğin temsil kabiliyetini yeni teknolojileri ve pazarın gelişen alanlarını da kapsayacak biçimde güçlendirmek olacaktır.

DOSİDER’in faaliyetlerine baktığımızda teknik çalışmalar, mevzuat, standartlar, kamu kurumlarıyla ilişkiler, tüketici bilgilendirmesi ve sektörün gelişimine yönelik birçok çalışma görüyoruz. 2026 yılı itibarıyla derneğin öncelikli gündem maddeleri neler? Önümüzdeki dönemde hangi konulara daha fazla ağırlık vermeyi planlıyorsunuz?

2026 yılı için birkaç temel önceliğimiz bulunuyor. Bunların başında ısı pompaları geliyor. Türkiye’de bu pazarın sağlıklı ve sürdürülebilir şekilde gelişmesi, doğru ürün seçimi ve uygulama kriterlerinin oluşturulması, teknik personelin eğitimi ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesi bizim için önemli.

Bunun yanında doğal gazın güvenli kullanımı çalışmalarımız devam ediyor. Yetkisiz servislerle mücadele, tüketicilerin yetkili servis konusunda bilinçlendirilmesi ve ikinci el cihazların güvenli kullanımı üzerinde önemle durduğumuz başlıklar arasında. Mesleki eğitim ve sektörün nitelikli teknik personel ihtiyacı da öncelikli çalışma alanlarımızdan biri.

Kamu kurumlarıyla yakın iletişimimizi, mevzuat ve standart çalışmalarına katkımızı sürdüreceğiz. Aynı zamanda üyelerimize ve sektör profesyonellerine yönelik eğitimler ile tüketicilerin enerji verimliliği ve güvenli cihaz kullanımı konusunda bilinçlendirilmesine yönelik iletişim çalışmalarımızı artırmayı hedefliyoruz.

Türkiye ısıtma sektörünü bugün geldiği noktada nasıl değerlendiriyorsunuz? Konutlarda ve ticari yapılarda kullanılan ısıtma sistemleri açısından pazarın mevcut görünümünü, talep eğilimlerini ve tüketici tercihlerindeki değişimi nasıl okuyorsunuz?

Türkiye, ısıtma cihazları alanında güçlü bir üretim altyapısına, gelişmiş yan sanayiye, önemli bir mühendislik birikimine ve geniş bir servis ağına sahip. Bugün ülkemiz yalnızca kendi iç pazarına ürün sağlayan değil, başta Avrupa olmak üzere çok sayıda pazara ihracat yapan önemli bir üretim merkezi konumunda.

İç pazarda doğal gazlı bireysel ısıtma sistemleri ağırlığını koruyor. Bununla birlikte tüketici tercihlerinde enerji verimliliği giderek daha belirleyici hale geliyor. Enerji maliyetlerinin yükselmesi, tüketicinin yalnızca cihazın ilk yatırım maliyetine değil, kullanım ömrü boyunca yaratacağı enerji maliyetine de daha fazla dikkat etmesini sağlıyor.

Diğer taraftan yeni yapılarda ve özellikle enerji performansı yüksek projelerde ısı pompaları ve yenilenebilir enerjiyle entegre çözümlere olan ilginin arttığını görüyoruz. Ticari yapılarda ise merkezi sistemler, bina otomasyonu, uzaktan kontrol ve enerji yönetimi gibi çözümler daha fazla önem kazanıyor. Önümüzdeki dönemde tüketici tercihlerinde verimlilik, toplam sahip olma maliyeti, konfor ve çevresel performansın birlikte değerlendirileceği bir pazar yapısının güçleneceğini düşünüyoruz.

Son yıllarda enerji maliyetleri, enerji verimliliği, karbon emisyonlarının azaltılması ve bina enerji performansı gibi konular sektörün gündeminde giderek daha fazla yer alıyor. Sizce Türkiye’nin ısıtma sektöründe önümüzdeki 5–10 yılın en önemli dönüşüm başlıkları neler olacak?

Önümüzdeki 5–10 yılın en önemli dönüşümünün enerji verimliliği ve düşük karbonlu ısıtma sistemleri ekseninde gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Binaların enerji performansının iyileştirilmesi, yüksek verimli cihazların yaygınlaştırılması, ısı pompalarının pazar payının artması, yenilenebilir enerji kaynaklarının sistemlere entegrasyonu ve dijital enerji yönetimi bu dönüşümün temel unsurları olacak.

Ancak burada önemli bir noktayı vurgulamak gerekiyor: Isıtma sektöründeki dönüşüm yalnızca cihaz değişiminden ibaret değil. Binanın yalıtımından tesisat altyapısına, doğru kapasite seçiminden kontrol sistemlerine kadar bütüncül bir yaklaşım gerekiyor. Çok verimli bir cihazın enerji performansı düşük bir binada kullanılması tek başına istenilen sonucu yaratmayabilir.

Dolayısıyla geleceğin ısıtma sistemlerini değerlendirirken cihaz, bina ve enerji altyapısını birlikte ele almamız gerekiyor. Biz de DOSİDER olarak bu dönüşümün teknik açıdan doğru ve ülkemizin gerçekleriyle uyumlu şekilde gerçekleşmesini önemsiyoruz.

Türkiye’de doğal gazın ısıtma sektöründeki ağırlığı devam ederken, elektrikli sistemler, ısı pompaları, hibrit çözümler ve farklı yenilenebilir enerji teknolojileri de giderek daha fazla gündeme geliyor. Önümüzdeki dönemde bu teknolojilerin birbirleriyle nasıl bir rekabet veya tamamlayıcılık içerisinde olacağını düşünüyorsunuz?

Biz geleceğin tek bir enerji kaynağı veya tek bir teknoloji üzerinden şekilleneceğini düşünmüyoruz. Türkiye’nin iklim koşulları, bina stoğu, enerji altyapısı ve bölgeler arasındaki farklılıklar dikkate alındığında farklı teknolojilerin bir arada kullanılacağı bir yapı daha gerçekçi görünüyor.

Doğal gaz mevcut bina stoğunda ve altyapının bulunduğu bölgelerde önemini korumaya devam edecektir. Buna karşılık özellikle yeni ve enerji performansı yüksek binalarda ısı pompalarının daha hızlı yaygınlaşmasını bekliyoruz. Yenilenebilir elektrik üretiminin artması da ısı pompalarının çevresel avantajını daha güçlü hale getirecektir.

Hibrit sistemler ise geçiş döneminde önemli seçeneklerden biri olabilir. Isı pompası ile yüksek verimli doğal gazlı cihazın birlikte çalıştığı sistemlerde dış hava sıcaklığına, enerji fiyatlarına veya binanın ihtiyacına göre en uygun enerji kaynağının kullanılması mümkün.

Bu nedenle geleceği teknolojiler arasında keskin bir rekabetten çok, doğru binada doğru teknolojinin kullanılması ve farklı enerji kaynaklarının akıllı biçimde birbirini tamamlaması şeklinde görüyoruz.

DOSİDER ile İSKİD’in ısı pompası konusunda ortak bir çalışma yürütmesi, sektör açısından önemli bir iş birliği. İSKİD-DOSİDER Isı Pompası Komisyonu’nun kuruluş amacını ve bugüne kadar gerçekleştirdiği çalışmaları siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Isı pompası teknolojileri hem ısıtma hem de iklimlendirme sektörünün ortak çalışma alanlarından biri. Bu nedenle İSKİD ve DOSİDER’in bu konudaki bilgi birikimini tek bir yapı altında birleştirmesini sektör açısından son derece değerli buluyoruz.

İSKİD-DOSİDER Isı Pompası Komisyonu’nun temel amacı, Türkiye’de ısı pompası pazarının doğru, etkin, sürdürülebilir, çevreye duyarlı ve enerji verimli bir şekilde gelişmesine katkı sağlamak. Bunun için teknik dokümanların oluşturulmasından eğitimlere, mevzuat ve standartların takibinden kamu kurumlarıyla bilgi paylaşımına kadar farklı alanlarda çalışmalar yürütülüyor.

Isı pompalarında pazarın hızlı büyümesi kadar doğru büyümesi de önemli. Yanlış cihaz seçimi, hatalı projelendirme veya uygulama hem enerji tüketimini artırabilir hem de tüketicinin teknolojiye olan güvenini olumsuz etkileyebilir. Komisyonun en önemli görevlerinden birini bu nedenle doğru bilginin yaygınlaştırılması olarak görüyoruz.

Bugüne kadar gerçekleştirilen eğitim, webinar ve bilgilendirme faaliyetleriyle hem sektör profesyonellerine hem de son kullanıcılara ulaşılması bu açıdan önemli. Ortak komisyon yapısının sektörümüzde farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışma kültürüne de güzel bir örnek oluşturduğunu düşünüyoruz.

Isıtma sektörü; iklimlendirme, mekanik tesisat, enerji, doğal gaz ve yenilenebilir enerji sektörleriyle giderek daha fazla kesişiyor. DOSİDER’in İSKİD’in yanı sıra İSİB, KBSD ve diğer sektörel sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerini ve iş birliklerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Isıtma sektörünün artık tek başına değerlendirilmesi mümkün değil. Enerji verimliliği, iklimlendirme, yenilenebilir enerji, bina teknolojileri, mekanik tesisat ve ihracat gibi birçok alan birbiriyle doğrudan bağlantılı hale geldi. Dolayısıyla sektör derneklerinin de kendi çalışma alanları içerisinde kalmak yerine ortak konularda birlikte hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz.

DOSİDER olarak İSKİD, İSİB, KBSD ve sektörümüzün diğer sivil toplum kuruluşlarıyla ilişkilerimize önem veriyoruz. Her kuruluşun farklı bir uzmanlık alanı ve güçlü olduğu konular var. Bu bilgi birikimlerinin ortak projelerde bir araya gelmesi hem sektörün kamu karşısındaki temsil gücünü artırıyor hem de ortak sorunlara daha kapsamlı çözümler geliştirilmesini sağlıyor.

İSKİD-DOSİDER Isı Pompası Komisyonu bunun başarılı örneklerinden biri. Önümüzdeki dönemde enerji verimliliği, mesleki eğitim, standartlar, ihracat, sürdürülebilirlik ve tüketici bilinçlendirmesi gibi ortak konularda sektörel iş birliklerinin daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.

Avrupa Yeşil Mutabakatı, karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliği ve binaların enerji performansının yükseltilmesi Türkiye’deki ısıtma sektörünü nasıl etkileyecek? Türk üreticilerinin bu dönüşüme ne ölçüde hazır olduğunu düşünüyorsunuz?

Avrupa’daki yeşil dönüşüm Türkiye ısıtma sektörü açısından hem önemli bir dönüşüm zorunluluğu hem de ciddi bir fırsat yaratıyor. Avrupa, Türk ısıtma sektörü için en önemli ihracat pazarlarından biri. Bu nedenle enerji verimliliği, ürünlerin çevresel performansı ve karbon ayak izi konusunda Avrupa’da yaşanan değişiklikler üreticilerimizi doğrudan ilgilendiriyor.

Türkiye’deki üreticilerin bu dönüşüme önemli ölçüde hazır olduğunu düşünüyoruz. Sektörümüzde uzun yıllardır Avrupa pazarına üretim yapan, uluslararası standartlara uygun ürün geliştiren ve güçlü Ar-Ge altyapısına sahip firmalar bulunuyor. DOSİDER üyeleri içerisinde de önemli Ar-Ge merkezleri mevcut. Firmalarımızın yüksek verimli yoğuşmalı cihazlardan ısı pompalarına, hibrit çözümlerden akıllı kontrol sistemlerine kadar yeni nesil teknolojilere yönelik yatırımlarının giderek arttığını görüyoruz.

Burada Türkiye açısından önemli bir fırsat da üretim merkezi olma potansiyelidir. Güçlü yan sanayi, mühendislik kapasitesi, Avrupa’ya coğrafi yakınlık ve mevcut üretim altyapımız doğru politikalarla desteklendiğinde Türkiye’nin düşük karbonlu ısıtma teknolojilerinde Avrupa’nın önemli üretim merkezlerinden biri olabileceğine inanıyoruz.

Türkiye ısıtma sektörünün geleceğine baktığınızda nasıl bir tablo görüyorsunuz? 2030’a doğru Türkiye’de ısıtma sistemlerinin nasıl bir dönüşüm geçireceğini öngörüyorsunuz ve DOSİDER bu dönüşümün neresinde olmak istiyor?

2030’a doğru Türkiye’de daha çeşitli, daha verimli ve daha akıllı bir ısıtma pazarı göreceğimizi düşünüyoruz. Doğal gazlı yüksek verimli cihazlar mevcut bina stoğunda önemini korurken, ısı pompalarının özellikle yeni yapılarda ve enerji performansı yüksek binalarda çok daha görünür hale gelmesini bekliyoruz. Hibrit sistemler, yenilenebilir enerji entegrasyonu, akıllı kontrol sistemleri ve dijital enerji yönetimi de pazarın önemli parçaları haline gelecek.

Ancak teknolojik dönüşümün yanında bina stoğumuzun enerji performansının geliştirilmesi de kritik öneme sahip. Türkiye’nin 2030 ve sonrasındaki enerji ve iklim hedeflerine ulaşabilmesi için yalnızca yeni binaları değil, mevcut bina stoğunu da daha verimli hale getirmemiz gerekiyor.

DOSİDER olarak bu dönüşümün izleyicisi değil, aktif paydaşlarından biri olmak istiyoruz. Üyelerimizin teknolojik ve üretim gücünü; kamu kurumları, üniversiteler, sektörel sivil toplum kuruluşları ve diğer paydaşlarla birlikte hareket ederek Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağlayacak şekilde değerlendirmeyi hedefliyoruz.

1993 yılında doğal gazın yaygınlaşmasıyla başlayan büyük dönüşümün içerisinde DOSİDER önemli bir rol üstlenmişti. Bugün sektörümüz yeni bir dönüşüm dönemine giriyor. Hedefimiz, geçmişte olduğu gibi bu yeni dönemde de sektörün sağlıklı, güvenli, verimli ve sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayan öncü kuruluşlardan biri olmaya devam etmek.

Please follow and like us: